21 Aralık 2011 Çarşamba

17 Kasım 2011 Perşembe

16 Kasım 2011 Çarşamba

6 Ekim 2011 Perşembe

Tehlikeli Oyunlar / Oğuz Atay


''Onu sevindirmek istedim albayım. Sevgi sevin dedim, elimi, yıkadığım bütün bulaşıklar üzerinde tek tek gezdirdim, onlar elimin altında gıcırdamadıkça yıkamaktan vazgeçmedim, bir daha yıkadım, bu sefer elim yağlıymış, yıkadıklarımı durularken yağ, bardaklara tabaklara bulaştı, lavaboya gidip elimi yıkadım, hay allah neden lavaboya gidip elimi yıkadım? Allahtan Sevgi uyanmadı, onu uyandırmadan bu işleri bitirebilmek için her şeyimi feda edebilirdim, çünkü sevişmiştik, çünkü yorulmuştu, ben de yorulmuştum, bütün bulaşıkları yıkamıştım, Sevgi uyanmadan bütün işleri bitirebilsem her şey böyle güzel gidecekti, benim her zaman sevişecek gücüm olacaktı, istikbalimi tehlikeye koymuştum, lavabodan yavaşça döndüm, uyanmadı, o zamanlar daha her şey yolunda gidiyordu, gıcırtı esasına göre bütün bardakları ve tabakları ve en zoru tencereleri yıkadım, tabakları yavaşça durulama telinin arasına dizerken, her seferinde bir kere, canım Sevgi diyordum, yirmi beşi geçersem işim işti, oysa yetmiş dört bile beni kurtaramadı, Sevgi uyuyordu, ben uyumuyordum, aşkımızın geleceğini hazırlıyordum, canım tabaklar diyordum, beni mahçup çıkarmayın ileride, onun, yani Sevgi'nin tabiriyle konuşuyordum, kendi kendime bile, mahçup etmeyin demiyordum, kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çelışıyordum, ara sıra ellerimin bulaşığıyla gidip onun uyuyuşunu seyrediyordum, demek onu seviyordum, demek onu seviyorum diyordum kendi kendime.
Olmadı, kısmet değilmiş albayım, mutfak temizliğiyle olmuyormuş. Uyanınca boynuma sarılmıştı uykulu kollarıyla, ben de bütün iş bundan ibaret diye sevinmiştim, esas meselelere boşvermiştim, tabakların suları bile akmadan onları kurulamıştım, beni azarlamıştı, çünkü kurulama bezleri hemen ıslanmıştı, ondan azarlamıştı, beni bu kadar seven ve ikide bir kollarını boynuma saran kadın neden böyle önemsiz bir mesele için beni azarlamıştı? İyi niyetlerle iyi eserler verilemeyeceğini neden hatırlarmıştı? Neden neden neden albayım?..."


Oğuz Atay / Tehlikeli Oyunlar

4 Ekim 2011 Salı

Kürk Mantolu Madonna

maria şahadet parmağını sallayarak gülüyor:
"hayır dostum hayır!" diyordu. "aşk hiç de sizin söyledğiniz basit sempati ve bazan derin olabilen sevgi değildir. o büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz. halbuki arkadaşlık devamlıdır ve anlaşmaya bağlıdır. nasıl başladığını gösterebilir ve bozulursa bunun sebeplerini tahlil edebiliriz. aşka girmeyen şey ise tahlildir. sonra düşünün, dünyada hepimizin hoşlandığı birçok kimseler, mesela benim hakikaten sevdiğim birçok dostlarım vardır. şimdi ben bütün insanlara aşık mıyım? ben fikrimde ısrar ederek: "evet" demiştim. "en çok sevdiğinize hakikaten ve diğerlerine birer parça aşıksınız!"

sebahattin ali - kürk mantolu madonna'dan...

Sadecik Bir Yatak Odası


Kapı Süsleri






30 Mayıs 2011 Pazartesi

Alıntı

...ve oturup hep aynı yerde yazmak eğilimi vardır bende. Evde ya da dairede masamın yeri değişse düzenim bozulur. Kolum kanadım kırılmış gibi olur. Bir süre gerçek havama giremem. Daha tuhafını söyleyeyim, hep aynı tuvalete gitmek isterim. Sinemada aynı koltuklar çeker beni. İnsanlarda da öyle. Yeni biri, yeni bir arkadaş sıkar beni. Neler konuşabilir insan yeni bir kişiyle. Yeni bir kişiyle dost olunabilir mi? Bu yüzden diyorum ki insan anılarıdır.


Cemal Süreya
-On Üç Günün Mektupları-